BAHAR YORGUNU...
Bahar denen kerata mevsim iş başında...Hem ilkini ve hem de sonunu sevdiğim zibidi mevsim...Zaten Eylül doğumlu olduğum için ister istemez
sonbaharcı oluyor tüm bünyem, puslu havaları, yağmuru seven ve hata bir kızı neyim olursa adını Eylül Yağmur koymak isteyen...Acayip hantal hissediyorum kendimi yine yeniden bu baharda da...Sanki balina kasa Mercedes'im ve motorum fazla yakmasın diye hep düşük devirde gidiyor gibiyim...Yahu bu mevsimin enerji vermesi gerekmez mi emmek yerine?...
Tam da enerji ihtiyacım varken hemde...Zaten Antalya isimli memlekette bahar dediğin nedir ki, 20 bilemedin 30 gün sürmez, sonra fırının derecesi öyle bir açılır ki altın üstün eşit pişer...Dün denizin bile pek keyfi yoktu, formalite icabı dostlar işte görsün misali öylesine bir kaç minik dalgalanmayla idare etti durdu...Keza doğadaki hayvancıklar bile salak
salak dolanıyor gibi...Beslediğim 8 kadar kumrudan ikisi kasten arabama ıçtı...Ulen besle kargayı ıçsın arabaya...Hayır ıçacaksan bir dolu yer var kardeşim, niye özellikle hedef gözeterek bunu yapıyorsun...Ondan sonra işin yoksa ok temizle...Bak bugün hava yine pusarık, 5 gündür güneş kayıp ama sıcağı ensemizde...Garip yer şu Antalya...Ne baharı, ne sonbaharı, ne de kışı belli...Arka planda bir cennet olabilir ama önemli olan cennetin fonksiyonlarından yararlanabilmek...Neyse konuyu daaağıtmayalım...Cemre düşmüş, düşmüşse nereye düşmüş, düştüğünü gören olmuş mu, bir yeri acımış mı, kaldıran olmuş mu? Canlanan bir dolu börtü böcük te cabası...İşe yeni alınmış personel gibi habire mesai tüketiyorlar...Yakında ev hanımları da uyanır ve başlarlar bahar temizliğine, sanırsın ki tüm millet bir kış çöpünün üzerinde oturmuş, evler yerlebir altüst eşyalar...Yine kabardım, başladım abuk sabuk düşünmeye, yazmaya... Her yan bahar olmuş, aklım tatile çıkmış, ruhum baharla coşmakta ama bundan bedenim bi-haber ve tıpkı Orhan Veli'nin dediği gibi beni bu güzel havalar mahvetmekte...
Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!
0 yorum yazılmıştır