HAYDİ ABBAS, VAKİT TAMAM...

Bugün Abbas ile ayrılışımızın 12. yıl dönümü...Abbas kim diyeceksiniz...
Abbas benim yoldaşımdı, can dostum, konuşmayan arkadaşımdı...
Uğruna baş koyduğum sırdaşımdı...İkimizde tazeciktik tanıştığımızda...
Yeni ama hiçte yabancı olmadığım bir hayata adım atmıştım onunla...
Herkesin daha çocuksun dediği yaşlarda, henüz ondokuzumda...Babamın çiftkatlısı vardı ama bu benim ilk gözağrımdı işte...Abbas'ı aldığımız gün ilk konuşmayı yapmıştık başbaşa, kimse görmesin, deli mi bu demesin diye, gizli saklı fısıldayarak...''Bundan sonra beraberiz, adın Abbas, yolcuyuz ikimizde, bu borç senin için, yüzümü kara çıkartma oğlum, yolumuz uzun...''Biz arabacılar böyleyizdir hep, konuşuruz canlı sayıp arabalarımızla...
Otogarda nam salmıştı Abbas...Tek rakibi THY derlerdi...Arkasına adını yazmıştım adımdan önce...Kalkış vakti geldimi şirketin hareketçisi ''Haydi Abbas vakit tamam'' der yolcu ederdi bizi...Abbas işte, yolcu yolunda gerek misali binlerce kilometreyi teptik beraber...Kah yolda kaldık kara kışta, kah keyifle yol aldık baharda yazda...Çok zor günlerimizde oldu, kimseye anlatamadıklarımı dinledi her yanlız kalışımızda...Rampalarda sıkıştıkça ''Haydi oğlum Abbas, asıl biraz'' dedim mi sanki anlarmış gibi değişirdi gidişi...Ya da bana öyle gelirdi onun da canı olduğuna inandığımdan...O zamanlar kamyon ehliyetimi yeni almıştım, otobüs ehliyetine henüz yaşım tutmuyordu zaten şimdiki gibi sıkı kontrolde yoktu...
Bir yıldan fazladır berberdik...Aylar ayları kovaladıkça değişti durumlar, kırık bir kalp, feleği şaşmış bir ekonomi derken kesildi rüzgar, indi yelken...Direndik hep beraber ama nafile, kurtlar dişini geçirmişti bir kere boynumuza...Bir gün geldi görevliler, Abbas gidecekti yolu yok...Dedim tamam, ama siz dokunmayın ben kendim götüreyim...Gittik hacizli araçlar parkına kendi ayağımızla...
Direksiyonda son kez konuştum Abbas'la...''Olmadı Abbas, oldurmadılar işte, daha çocuksun diyenler haklı çıktı, beni unutma, hoşçakal Abbas, vakit tamam...'' Aldığım gün aynasına astığım Maşallah'ı yanıma alıp hatıra kalsın diye, bırakıp orada Abbas'ı dişimi sıkarak ayrıldım, boğazımda düğümlenen bir dolu acıyla...Sanki bir kardeşten ayrılıyor gibiydim...Ayrıldıktan sonra onu uzaktan görmeye gittim sık sık...Sonra kayboldu bir gün...Haftalar sonra durakta otobüs beklerken gözlerime inanamadım...Abbas'dı gelen, plakasından tanıyabilmiştim ancak...Değiştirmiş belediye otobüsü yapmışlardı, üstelik satın alan da babamın en yakın arkadaşıydı...Hangisine üzülsem diye düşünürken geçti gitti önümden, bakakaldım öylece...Sonra ayrıldım o şehirden, olanları ve Abbas'ı o şehirde bırakıp...Sonraları aldığım her arabaya Abbas demeye başladım ağız alışkanlığıyla...İşte böyle Abbas ile maceramız...Felekten yediğimiz dayakların hesabı yok, bu hesabı tutacak defter de... Dillerin kemiğide yoktu elbet...Neler demedilerki Abbas'ın ardından...''Kendi etti kendi buldu'', ''Olacağı buydu, bu yaşta adama otobüs mü alınır'', ''Kimbilir kumarda mı, karıda kızda mı yedi otobüsü''.....Ve daha neler neler...Ne kumarda yemiştim, ne işi becerememiştim ne de karıda kızda işim olmuştu...Tek derdim hayatımdı, ekmek davasıydı...Ama anlatılmıyor ki, anlatsan da dinleyen olmuyor zaten...Dedikleri gibi ''Düşenin dostu olmuyordu''...Olmuyordu elbet, niye olsun ki...Nereden bilsinler ki kışın taksitler çıksın diye kimi zaman otobüste dağıttığım keklerle karın doyurduğumu, nereden bilsinler ki yollarda çekilen çileleri, katlanılan eziyetleri...Konuşmak kolay, bilmeden de olsa...Konuşanların gördüğü heybetli Abbas ve onun lacivert beyaz, kıravatlı ve ütülü genç kaptanıydı...Mutlaka bu adamın çok ama çok parası olmalıydı, her gittiği yerde bir sevgilisi, yediği önünde yemediği ardında, e babasınında vardı bir tane ne de olsa...Ye kürküm ye diye boşa dememiş Nasrettin Hoca...Kürkü giydiğimde de kürk gittiğinde de aynı adamdım oysa...
Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!
0 yorum yazılmıştır