3/4/2008 ·

OTOBÜSÇÜNÜN AŞKI......

Uzunyol şöförü bir babanın ilk ve tek erkek çocuğuydum...

O ne kadar istemese de hep ve her fırsatta çocukluğumdan beri  yollarda oldum...Büyüdüm, içimdeki yol sevdasıyla ve hep yolda olan bir babanın özlemiyle...Bir doğum günümde 9 yaşıma bastığım akşam babam pastamdan bir dilim alıp yine yola gittiğinde nefret etmiştim bu işten ama zamanla geçmişti bu nefret...Yılmaz Erdoğan'ın şiiri henüz piyasa da değilken şehirlerarası otobüslerde çoktaan vazgeçmiştim ben çocuk olmaktan...Ve babam hep hayalini kurduğu kendi otobüsüne kavuşmuştu nihayet yıl 1993 olduğunda...Ama söz verdirmişti bir kere bana ''Şöför olmak yok, okuyacaksın, çocukların olacak bir gün, onlara ve karına yol gözletmeyeceksin''...''Söz baba'' söz dü söz olmasına da...

1995...Üniversitede ilk yılıma başlamıştım, herşey güzeldi...Ama o herşeyden de güzeldi....Öyle ki ilk görüşte sevebilmiştim belki ilk kez...Aradan 3-4 ay geçmişti ve ben okulun verdiği eğitimden gayrimemnun bir haldeydim...Baba mesleğini yapmak istiyordum ve okulun bu hali beni hızla o yola itiyordu...Ama ben okumakta da ısrarcıydım, okumalı en azından bir üniversite mezunu olmalıydım ve tabi diğer nedenim o idi...Tam bir yıl sadece baktım, taciz etmeden, üstüne gitmeden, kendimce severek...İlan-ı aşk etmeyerek...Edemezdim, engellerim vardı...Sevilmeye engel sebeplerim vardı...Hep hayatımı kurtarmaktı önce gelen, sonra aşk nasıl olsa olurdu...Ama öyle olmadı...Okuldaki ikinci yılımda babama bir otobüs daha aldırıp baba mesleğine giriştim, şehirlerarasıydım artık...Ankara-Bursa seferini almıştık yakın olsun diye, akşam Ankara'dan çıkıp gece Bursa' ya varıyor, hemen bir saat sonra Bursa dan çıkıp sabah Ankara da oluyorduk...Yoldan gelip okula gidiyordum...Hatta bazen yetişemiyor otobüsü okulun yanına parkediyor derse giriyordum...Otobüs dışarda temizlenirken ben yarı uykulu yarı uykusuz derse giriyordum...Aslında onu görmekti tüm amacım...Artık o da farketmişti nihayet...Tüm çekingenliğimi atıp konuştum,kabul etti...Benden mutlusu yoktu artık, yollar bitmiyordu dönmek için...Yaz gelmişti, tatile Kuşadasına gideceklerdi ailecek...Gidecekleri güne göre seferimi değiştirip onları ben götürdüm, ailesini tanıdım...Herşey ne de güzeldi...Taa

ki o seçime zorlanmama kadar...Delice sevdiğim iki şeyden birini seçmem istenmişti onun ailesi tarafından...Ya otobüs ya o...

Otobüsün taksitleri vardı ve yüz üstü bırakamayacağım bir dolu insan...Yapamazdım, kendim için bu fedakarlığı başkalarının sırtına yıkamazdım...O halde kendimi yüzüstü bırakmam gerek dedim...

Aradan bir kaç hafta geçmişti ki Samsun seferi dönüşümde sabahın köründe peronda bekliyordu beni...Perona yanaşıp indim...

Konuştuk, kafamı toplayamıyordum bir türlü, hayalde gibiydim,uykusuzdum...Otobüsün arkasına doğru yürüdük yolcular inip bekleyenleriyle sarılırken...Otobüsümün rolanti sesi eşliğinde konuştu, konuştu, konuştu...Duyuyordum, duyuyordum ama içimden cevap vermek gelmiyordu, sanki otobüsümün motor sesini dinlemek daha güzel gelmişti o an, içim çok yanmıştı zaten ve bir daha olsun istemiyordum...Konuşması bittiğinde baktım yüzüne, bir boşluğa bakar gibi baktım...Bir elimi omzuna diğer elimi motor kaputuna dayadım, ''Bu benim işim'' diyebildim sadece...

Orada vedalaştık son kez...Ben diğer perondan yolcumuzu alıp Bursa ya o da benim daha önce yaşadığım acılardan alarak benden uzağa doğru yol aldı...Otobüs beni Bursa ya götürüyordu belki ama aklım orada kalmıştı bir kere...Teybimde Orhan Gencebay çalıyordu ben otogardan çıkarken ''Kolay Değil'' diyordu Orhan abi...Zaman geçmek bilmesede geçiyordu işte...Okul başlamıştı, onu görmeye tahammül edemiyordum, zaten okuldan da soğumuştum...Bıraktım kimseye söylemeden...Hayata olan ilgimi kaybetmiştim...

Bazen yarı yolda hangi şehre yolaldığımızı unutacak kadar hem de...Üzüntüden saçlarım ağarmaya başlamıştı ufaktan...Ülke ekonomik krizle çalkalanıyordu o ara ve farketmeden o çalkantıya ben de kapılmıştım...Aylar sonra kendime geldiğimde iflasın eşiğindeydim, batmıştım...Ardımdan koca bir adamın, babamın mal varlığını da sürükleyerek...Ve ne yaptımsa bir daha kimseyi sevemedim...Çok ama çok sonraları yine bir gün bir otobüs daha alacaktım o günlere inat...Bir başka üniversitenin mezunu olacaktım...Ve yine istemeye istemeye bırakacaktım bu işi...Ve sevmesem de pek İbrahim Tatlıses'i ''Günah'' filmini her izleyişte içime akıtacaktım  gözyaşlarımı...Erkekler ağlamaz ya!...Bir otobüsçüyü canlandırıyordu filmde...Filmde ki gibi sevdiğim bir dansöz değildi ama yaşadıklarım benzerdi...Yıl 2008, aradan 13 yıl geçmiş, film olmayan ama film gibi bir geçmişin izleri...Hatırladıkça acıtan ama acıyla mutlu olmayı öğreten...İşte bir otobüsçünün hayatından bir kesit...

 

Belki filmi merak edeniniz olmuştur diye aşağıya bazı sahnelerinin linkini ekledim, Güzel zamanlardı...Keşke tekrar yaşayabilsem...

 

http://de.youtube.com/watch?v=QvJqq2yTWOY&feature=related

 

http://de.youtube.com/watch?v=jvY9CuMGBcc


http://de.youtube.com/watch?v=tvTl_ZtU7Bo&feature=related

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum (4) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

4 yorum yazılmıştır

Yazan:Gencebay Orhan | Tarih: 2009-09-12 13:00:52
Konu: Üzme kendini...

Hayat böyle...Acıtan, sevindiren, güldüren yığınla duyguyla yoğurulmuş bir hamur gibi...Kayıpların geri gelir belki ama o aşkı geri getirmek imkansız...Üzülme...Hayatın ve yolun açık olsun kardeşim, berhudar ol...

Bağlantı »

Yazan:isimsiz | Tarih: 2008-06-03 14:46:04
Konu: bu ne sevgi böyle

sizdeki bu aşk ı tek solukta okudum..hayat size çok şeyler öğretmiş bu yaşta..Rabbim her 2 cihanda güzellikler versin size..

Bağlantı »

Yazan:nur | Tarih: 2008-04-05 19:26:39
Konu: KADER

sevmek her koşulda yanında olmak ise umarım bunu paylaşacagın biri çıkar karşına..

Bağlantı »

Yazan:KOMUTAN | Tarih: 2008-04-05 18:20:47
Konu: ....

Vay be kaptan..Demek hikaye buydu...

Bağlantı »

« Önceki :: Sonraki »