İLK DAYAK...
Aslında çoğunun gizleyeceği türden bir anıdır yediği dayaklar, kimse anlatmak istemez küçük düşerim endişesiyle...Halbuki benim için onlar da
acı vermiş ama hatırlanası ve hatta bazıları zevkle anlatılası anılar olmuştur...Zaten toplasan ya 2 ya 3 kere dayak yemişimdir ve bunların hepsinde de ne hikmetse tek başımayımdır genelde...
İlk dayağım müthişti mesela...16 yaşındaydım yanılmıyorsam, bir yan sokağımızda bir arkadaşı bekliyordum evlerinin önünde...Birden iki taksi durdu ve içinden 8-9 kişi indi...Benim yaşlarımdalardı ve içlerinden bazıları mahallenin belalısı olan tiplerdi...Yanıma gelip saat sordular, ne bileyim bende gayriihtiyarı bakıp saatime söyledim...Ama söylememle yediğim bir yumruk aynı ana tekabül etti...Lan noooluyoz diyemeden hepsi
çullandı tepeme, bende savunmaya geçtim sallıyorum kime denk gelirse...
Vuruyorlarda vuruyorlar, bir ara yere düştüğümü hatırlıyorum, topaç gibiydim, bi o yana bi bu yana yuvarlanıyordum ortada...Sonra bi ara zevk almaya başladım, zira o kadar darbeye pekte acı hissetmiyordum, içimden ''vay be ben neymişim hiç acımıyor'' diyordum...Neyse arkadaşlar işlerini bitirip gittiler ben de yaka paça bi yerde doğru eve...Ertesi gün darbelerin acısı meydana çıkınca anladım ki ben neymişim kısmı hikaye...Bir haftaya yakın acısını çektim...Ama anlayamadığım bu dayağı neden yediğimdi...Görünürde bir sebep yoktu...Sonradan öğrendim ki kapıda beklediğim arkadaşımın takıldığı bir kız varmış ve bu kıza o belalı heriflerden biri de takılıyormuş, kız durumu o zevzeğe anlatınca kıza göster kim o demiş...O da korkudan beni göstermiş...
Anlayacağınız arkadaş uğruna yenmiş bir kötek...Sonrası daha ilginç,
beni dövenlerden biri ile bir yıl sonra okulda aynı sınıfa ve hem de aynı sıraya düşmeyelim mi...Çocuk tedirgin, zira bu sefer tek, yanında o zebellah ordusu yok...Baktım durum kötüye gidecek, çektim kenara ''Bak Sinan, o çocuklarla arkadaşlığını kesersen gel dost olalım, zaten sen az vurmuştun o zaman bana
!''...Aaahhh ah iyi niyet işte...Ama çocuk öyle kötü biri değildi, yanlış adamlarla takılıyordu o kadar...Hem onu onlardan kurtardım hemde sıkı bir dost edinmiştim, hala ara sıra telefonla ve internet aracılığıyla görüşürüz keratayla...Ya dostlar işte ilk dayak maceram...Kötü bir huyum var, tek başıma da olsam bir grup adama kafa tutmaktan kendimi alamıyorum...Zaman zaman işe yarıyor, ulen diyorlar var bu adamın bir güvendiği yoksa bu kadar adama meydan okur mu?...Zaten işe yaramadı mı sonucu malum...Abi yiyeceksek dayağımızı delikanlıca yeriz ama dövenlerde delikanlı olsa içim daha az yanar...İşte bu da böyle bir anıydı...
Yorum (yok) Yorum yaz!


Otogarda nam salmıştı Abbas...Tek rakibi THY derlerdi...Arkasına adını yazmıştım adımdan önce...Kalkış vakti geldimi şirketin hareketçisi ''Haydi Abbas vakit tamam'' der yolcu ederdi bizi...Abbas işte, yolcu yolunda gerek misali binlerce kilometreyi teptik beraber...Kah yolda kaldık kara kışta, kah keyifle yol aldık baharda yazda...Çok zor günlerimizde oldu, kimseye anlatamadıklarımı dinledi her yanlız kalışımızda...Rampalarda sıkıştıkça ''Haydi oğlum Abbas, asıl biraz'' dedim mi sanki anlarmış gibi değişirdi gidişi...Ya da bana öyle gelirdi onun da canı olduğuna inandığımdan...O zamanlar kamyon ehliyetimi yeni almıştım, otobüs ehliyetine henüz yaşım tutmuyordu zaten şimdiki gibi sıkı kontrolde yoktu...
...
...Yoksa çokoprens kıvamında mıyım...Ya da bayanları iten bir prens miyim...Amaaaaan, hade ordan beee, başka işim mi kalmadı bunu düşünecem...Şeeey, birazcık düşünsem mi acaba...